Erdoğan ILDIZ    Kitaplarım İletişimİletişim
 
 

 Giriş  Yayınlar Genel Açıklama Sayfası
  Mesleki 
 
  Felsefi
  Hikaye
  Şiir

 Milas Halıları
  Önsöz
  İçindekiler
Sayfalar
1 2 3 4 5
6 7 8 9 10
11 12 13

 

 

13/8/2000

Kuzu

 

                Uzun zaman önce çocuk hayallerini kurmuştu,bir çiftlik kuracaktı,koyunları,kuzuları olacaktı. Pek çok değişik hayvan yetiştirecekti bu çiftlikte. Yaşı on üç olana kadar pek çok ufak tefek para getirici iş yapıp,zar zor elli lirayı bir araya getirebilmişti. Kışın son aylarında Bağlarbaşında kurulan hayvan pazarında çeşitli hayvanlarla birlikte kuzu da satılmaktaydı. Selimiye’de oturuyordu. O yıllarda Selimiye tamamen bahçeli evlerden oluşuyordu. Oturduğu evin geniş bahçesinde alacağı kuzuya göre düzenini hazırlamıştı bile.

Yayan olarak hayvan pazarının yolunu tuttu. Selimiye,Bağlarbaşı arası 10 km den az  bir mesafe olmasına rağmen hayvan pazarına vardığında oldukça yorulmuştu. Önce biraz dinlendi,sonra pazarı incelemeye,fiyatları öğrenmeye başladı. Cebindeki elli lira ile alabileceği en iyi kuzuyu gözüne kestirmeye çalıştı. İncelemelerini bitirdikten sonra,çetin bir pazarlığın sonunda istediği kuzuyu almıştı. Kuzunun boynuna bir ip takarak,kendi önde ,kuzu arkada evinin yolunu tuttu.

Bağlarbaşından Selimiye’ye gelen yol üstünde her yer yeşillik,yapılaşma azdı o zamanlar. Yol boyunca kuzusunu otlata otlata yavaş yavaş yoluna devam etti. Karacaahmet mezarlığının kapısına geldiklerinde ,hayvan taze ot kokusu almış olacak ki inatla o tarafa yöneldi. Çocuk hayvanı mezarlıktan uzaklaştırmaya çalışırken ipin hayvanı incittiğini fark ederek,hayvana acıdı,ısrarından vazgeçti. Birlikte mezarlığa girdiler. Mezarlık İstanbullun en eski ve en büyük mezarlıklarından biri idi. Mezarlığın pek de bakımlı bir mezarlık olduğu söylenemezdi. Her tarafı ot kaplamış,uzun selvilerin gölgeleri mezarlığa kasvetli bir hava vermişti. Baharda çiçekler açtığında bu hava nispeten kayboluyordu. Kuzuyu istediği kadar ot yemesi için serbest bırakıp,bir mezarın üstüne oturarak hayallere daldı.

Kuzusu büyüyüp koyun olunca onu satacak,yerine iki veya faza miktarda kuzu alacak,onları büyütüp satarak aldığı yeni kuzularla bir sürü oluşturacaktı. Şimdiden çiftliğini ve sürüsünü gözünün önüne getirebiliyordu. Hayallere dalıp gitmişken birden kuzunun melemesi ile hayallerinden ayrıldı,kuzunun karnı doymuş,herhalde annesini ve sürüsünü özlemişti anlaşılan. Çocuk kuzuyu mezarlıktan çıkarıp,evinin yolunu tuttu.

Çocuğun oturduğu evin bahçesinde çeşitli ağaçlar bulunuyordu. Kuytu bir köşedeki ağaçla duvarlar arasına bir çit yapmış,aklınca ağıl haline getirmişti. Annesi ve babası yurt dışına çalışmaya gittiklerinden kendi başına oturuyor,dilediği gibi hareket ediyordu. Bahçesinin bir kısmına maydanoz ekmiş,mahsulünü,semt pazarlarında satıyor,elde ettiği gelirle bir kısım ihtiyaçlarını karşılıyordu. Bahçede bulunan iki erik ağacının arasına bir boru yerleştirerek,bir barfiks düzeni sağlamıştı. Bu barfikste her gün düzenli antrenman yapıyordu.

Kuzusunu maydonoslardan uzak tutması gerekiyordu,bu yüzden de kuzunun otlanabileceği kısmı diğer taraftan ayırdı. Ancak yaza doğru bahçenin otları kuzuya kafi gelmeyince kuzusunu alıp Harem ve Salacak arasında bulunan Karlık Bayırına doğru yola koyuldu. Artık kuzusunu bağlamaya gerek kalmamıştı. Hayvan çocuğa alışmış,o nereye giderse oraya gidiyordu. Aralarında inanılmaz bir dostluk gelişmişti. Çocuk ders kitaplarını alıyor kuzusu ile zaman zaman Karacaahmet mezarlığına,zaman zaman da karlık bayırına gidiyor,kuzusu otlanıyor,kendi de ders çalışıyordu.

Çocuk barfiks çalışırken karşı komşunun çirkin kızının kendine baktığını görüyor,kızın kendine meyyal olduğunu hissediyor, ancak bu durumu gömemezlikten geliyordu. Kızın oturduğu ahşap evin yanındaki evde Malatyalı dul bir bayan ve iki oğlu oturmaktaydı. Bu iki çocuk ta çocuğun arkadaşları olduğu için bazen onların bahçesinde oyun oynarlardı. O zaman da kız kendi bahçesine gelir onları izlerdi. İki ev arasındaki çit zamanla yok olmuş adeta bahçeler birleşmişti,ne de olsa bu ahşap binalar artık dökülmeye yüz tutmuş,bahçeler bakımsız hale gelmiş,ağaçlar ihtiyarlamıştı. Bahçe epeyi meyilli idi ,birkaç erik ağacı vardı,birinin eve doğru olan tarafı oldukça çukurdu. Bahçenin düz olmaması nedeni ile burada oyunları pek zevkli olmuyordu. Bu nedenle Selimiye Kışlasının oradaki top sahasına gidiyorlardı genellikle.

Zaman geçtikçe kuzu büyümüş,yetişkin bir koyun olmuştu artık,planına göre kış sonu onu satıp,parası ile iki kuzu alacaktı. Ancak kış sonu buna kıyamadı,o yıl orta okulu bitirme sınavları vardı. Sıkı ders çalışması gerekiyordu. Kuzusu ile bu yazı da geçirmeye karar verdi. Kuzuyu 1964 yılında satacaktı. Artık derslere yoğunlaşmış,gözü hiçbir şeyi görmüyordu. Barfiks yaparken kız pencereye çıkıyor,alenen pas veriyor,çocuktan yanıt bulamıyordu.

Ortaokulu bitirme imtihanları gelip kapıya dayandı. Bahçede ot kalmamıştı,kuzusunu Karlıkbayırına veya Karacaahmet götürecek zamanı da yoktu. Mecburen Malatyalı dul kadının bahçesinde otlaması için arkadaşına rica etti. O gün önemli bir imtihanı vardı. Kuzuyu komşularının bahçesindeki erik ağacına bağladı,burada kafi ot vardı. Doğru okulun yolunu tutu. İmtihan iyi geçmişti. Neşeyle evine döndü,çantasını bırakıp,kuzusunu almak için komşunun bahçesine girdiğinde,kuzu ağaçta sallanıyordu. Biri infaz etmişti. Çocuğun gözlerinden yaşlar boşandı. Arkadaşı ölmüştü. Malatyalı komşu kadın evde yoktu,arkadaşları da okula gitmedikleri için çalışıyorlardı. Oturup ağacın dibinde kadını bekledi. Kadın geldiğinde duruma o da üzüldü. İşin nasıl olduğuna ikisi de bir mana veremedi. Arkadaşlarının annesi yan bahçeye geçip,komşuya seslendi, o çirkin kız çıktı cama. Olayın nasıl olduğunu görüp görmediğini sordu kadın. Kız oldukça kinayeli şekilde cevap vererek şöyle dedi. O aptal hayvan oralarda dolaşırken ip boynuna dolandı birkaç kez,ben de yadım edip düzelttim. Ama benim de işim var her zaman çobanlık edemem ki,çobanı başında dursaydı,böyle olmazdı deyip içeri girdi. Çocuk ve kadın mesajı almışlardı. İnfaz edenin kız olduğu ap açıktı. İpi kuzunun boynuna birkaç kez dolamış sonra da evden yana olan çukur tarafa kuzuyu itmişti. Kuzunun bunu kendi başına yapması olanaksızdı. Kız planını iyi hazırlamış,kendine yüz vermeyen çocuktan intikamını almıştı.

Çocuk kendi evinin bahçesinde bir mezar hazırladı kuzuya,merasimle hem kuzuyu,hem de çiftlik hayallerini gömdü. O günden sonra da kızı hiçbir zaman camda görmedi.

Erdoğan ıldız

 

 

 
 
 

 


 

© Erdoğan ILDIZ, Her hakkı saklıdır, yazılı izin olmadan çoğaltılamaz ve dağıtılamaz