Erdoğan ILDIZ    Kitaplarım İletişimİletişim
 
 

[includes/left.htm]

[includes/milas_sol.htm]

 

 
 

 

1.    Ali Turan ( Mumcuların tanınmış halı tüccarı ) ile görüşme  30/6/95 :

 

Ali Turan ,soyunun Tavas Kale’den geldiğini, ve annesinin mumcuların yerlisi olduğunu söylüyor,annesi halı öğretmenliği yapmış.

 

2.    Remzi Akkaş ( Mumcuların tanınmış halı tüccarı ) ile görüşme  2/7/ 95 :

 

Milas’ta dokumacılığın ilk başladığı yerler olarak  Mazı ve Karanlığı belirtiyor ,buradaki dokumacılığı da yönlendirenlerin Milas’ta oturan Yahudiler ve adalardan gelen Rum ve Ermeniler  olduğunu söylüyor. Yöreye gelen Türk boylarının Konya üzerinden Tavas’a ,oradan da Muğla vilayetindeki tüm köylere dağıldıklarını belirtiyor. Mevcut desenlerin yöreye Giritten göç eden Türkler  tarafından 400-500 sene evvel getirildiğini ve zaman içinde de tüccarlar vasıtası ile yöreye lanse edilen desenlerle yörede çeşitliliğin arttığını söylüyor. Yöreye gelen ilk göçerlerin Bodrum Mazı ,Armutçuk mahallesine yerleştiklerini, bu kişilerin buraya deniz yolu ile adalardan geldiklerini belirtiyor. Tavas yolu ile gelenlerin de Karanlığa yerleşmiş olacaklarını ifade ediyor.

 

 

3.    Ildız Halı Çiftliğinde  Ali Gül ve diğer çiftlik çalışanlarından toparlanan bilgiler  1/7/95  :

 

Metin ustanın ( çiftliğin halı yıkama ustası,baharlı köyünden ) anlatımı ile, soylarının Denizli yöresinden Tavas Yörükleri olarak geldiklerini . Asıllarının ise Horasandan gelme olup, Alevi inancına sahip Madanlar boyuna mensup  olduklarını söylüyor. Yöreye ilk intikal ettiklerinde Aydın Çine,Kavak Deresi,Menteşe Köyü,Tavas civarına yerleştiklerini belirtiyor.

 

Ali Gül ( Halı Çiftliğine kuruluşundan beri çok emeği geçmiş,aynı zamanda bu eserin yazılışı sırasında yöresel araştırmalarda değerli katkılarda bulunmuş, Karaova ( Mumcular ) asıllı halıcılıkla uğraşan bir arkadaşımız. )  ise yöre hakkında bildiklerini şöyle anlatıyor ; Mumcuların kuruluşu 250 seneye dayanmaktadır. Esas olarak bu yörelerin sahibi Tavaslıoğlu olarak biliniyor. Dört Tepedeki Türbe,Güvercinlik ( Sıralık ) Yeni köy ,Saz köy, hepsi Tavaslıoğlunun arazisi imiş. Yörenin ismi esas olarak Kuruova imiş ( Karaova değil )  Tavaslıoğlu bu kuru ovayı Hüseyin Ağa ya bağış yapıyor. Hüseyin ağa, Mumcular da Ali Gül’ün  evinin oraya yani Merkez Mahallesine yerleşiyor. Örenden fedai olarak Emir Ağasını getirip askere gitmek istemiyor. Emir Ağası geldikten sonra zabitler Hüseyin Ağayı askere götürmek üzere tutukluyorlar. Kuzyakasında Ağaçlık, Karakaya boğazı ( Baharlı köyünü ) geçerken yöre eşkıyaları ile iş birliğine giren Hacı Emir, Hüseyin ağayı askerlerin elinden kurtarıyor. Bu duruma müteşekkir kalan Hacı Hüseyin, Emir Ağa ya Güvercinlikle Mumcular arsında bulunan Meşelik mevkiini bağışlıyor. Hüseyin Ağa gariban Yörükleri ve bedel karşılığı asker kaçaklarını çevresinde topluyor. Hacı Varvil i tacir olarak çevresine yerleştiriyor. Hacı Kalem de yöreye arazi satın alarak giriyor. Ali gülün soyu da Aydın dan sanatkar olarak geliyor ( Saraç olarak geliyorlar )  o sıralarda Güvercinlik ihraç limanı olarak kullanılıyor.  Tepecik ve Kemer Karaovanın en eski yerleşim birimi olarak göze çarpıyor. Hüseyin Ağanın Mumculara yerleşmesinden evvel yerleşik halk hastalıktan ,eşkıya ve korsanlardan kırılıyor. Yörede mumculukla geçinen sadece Kara Ahmet sülalesi kalıyor. Diğerleri başka yerlere göç ediyorlar.

Mumcular yöresinde boyacılık konusunda ise Kulaksızdan evvel Boyacı Manol varmış. Bunlardan daha evvel de her obanın usta bir boyacısı mevcutmuş    Bunlara becerikli ebe veya cevher denilirmiş. Dokumacılık konusunda bilgiler bu kadınlar tarafından yayılırmış. Diyerek yöre ve yöredeki halıcılık ve sosyal yaşamın geçmişi konusunda sözlerini noktaladı.

 

III.             Tarihi perspektivden ve  yapılan görüşmelerin ışığında Milas halıcılığına toplu bir bakış:

 

Görünen o ki  Menteşe beyliği zamanında bölgeye yerleşmeye başlayan Türkmen boyları hem karadan hem de deniz yolu ile getirdikleri ve geliştirdikleri desen ve dokuma tekniklerini yörenin yapısına yerleştirirken yüz yıllar geçmiş ve bu yörede halıcılık yörenin bir parçası haline gelmiştir. Bunda yörede yaşayan tüm etnik kökenlerin kendince bir katkısı olmuştur. Örneğin 16. Yüz yıldan itibaren yöreye yerleşen Yahudilerin yöre halılarını Transilvanya kiliselerine taşıyacak kadar etkinlikleri olmuştur  ve halen pek çok literatürde o zamanlara ait Milas halıları Transilvanya halısı olarak geçmektedir. Yörede de usta sanatkar sıkıntısı çekildiğinde menteşe sancağı mütesellimi Abdülaziz Ağa yöredeki sanatçı,usta açığını giderebilmek için Ege adalarında yaşayan Rum halka çağrıda bulunmuş,Muğlaya yerleşmek isteyenlere kolaylıklar sağlamıştır. Adalardan gelerek Milas’a yerleşen Rumlar kısa zamanda yöredeki zanaatkar açığını kapatmışlar ve buradan Muğla içlerine doğru da yerleşmeye başlamışlardır. Bu durum müşterek bir coğrafyanın paylaşılmasının doğal bir sonucuydu. Anadolu yarımadası ile adalar halkının evliliklerinin getirdiği kültürel zenginliğin Milas halılarına yansıması hem desen hem de kök boya tekniği ve de renk armonisi olarak bu yörenin halılarını inanılmaz derecede üstün tutuyordu.  Yörede yerleşik ticaret erbabının ticari gelişmeleri yakından izlemesi sonucu  Milas yöresi dokumacılığı Anadolulun diğer yörelerinde dokunan halıları yakınen izlemiş ve zaman zaman da tesirlerinde kalmıştır. Örneğin  19. Yüz yılın 2. Yarısında Anadolu’da faaliyete geçen Oryantal Carpets Manufacturers ( OCM ) isimli Yahudi kökenli İngiliz şirketinin – şirketin sahipleri İstanbul kökenli Yahudilerdir - Anadolu’da yürüttüğü faaliyetlerin Milas yöresinde uzantısını Yahudi asıllı tüccarlar yürütmüş ve Karacahisar üretim için merkez seçilmiştir. Bu bağlantıdan ötürü Milas yöresi öncelikle Gördes etkisinde daha sonraları Bergama,Uşak ve Mucur etkisinde kalmış böylece yörede oldukça önemli desen çeşitlemesi meydana gelmiştir. Bu durumu yöre dokumacılarından çok yöreye iş getiren yöre tüccarına borçludur. Bozalan tarafında dokunan orijinal mihraplı Milasın yanı sıra adaların etkisi ile desen çeşitliliğinin yaşandığı Etrim,Karanlık gibi havzalar,ayrıca Yahudi tüccarların yönlendirmesi ile yapılan Karacahisar tipi üretimler ve de Fethiye- Bodrum arasındaki güzergahta boyacı boyası ile boyanmış Fransız kültürünün etkisinde kalmış yarı ticari yarı geleneksel motiflerle dokunmuş Yörük kökenli Karaova ve Megri tipi halılar ortaya çıkmıştır. Yörede ortaya çıkmış olan onlarca desen ve renk cümbüşüne dalmadan evvel olayı toparlayan bir şekilde lafı noktalamak istiyoruz. Yukarıda bahsedilen çeşitlilik içinde desenlerin belirli guruplar altında toplanması fevkalade zordur. Bu zorluğa rağmen okuyucunun kafasını karıştırmamak için bu güzelim desenlerin belirli kategoriler altında toplanması zorunludur. Bazı hataları içerse de biz bunu yapmaya çalışacağız. Topladığımız resimleri de bu kategoriler içinde incelemeye alacağız.

 

Sonuç olarak yörede rastlanan desenler 4 kategori altında toplanmakta  yarar var. Bunlar şöyle sıralanabilir:

 

1.    Orijinal Milas seccadeler:  Genelde namazlık olarak kullanılmış olan bu halılar ta orta Asya’dan bu yana ufak tefek farklılaşmalarla günümüze kadar gelmiştir. Renk armonileri yaşanan çağa ve yörenin bitki örtüsüne göre değişmiştir. Bu tip halılar,Bozalan,Mazı,Mezgit taraflarında dokunduğu gibi Tahtacı Yörükleri tarafından da değişik versiyonları yapılmaktadır.

2.    Ada Milas : Mihrapsız olan bu halılar çok çeşitli desen versiyonlarına sahiptir genellikle Etrim,Karanlık ve civar köylerde dokunur. Bunlar Tavas tarafından gelen Yörüklerin adalardan gelen halkla kaynaşması sureti ile çeşitlenmiş ve zenginleşmiş motiflerdir.

3.    Karacahisar tipi halılar :  Karacahisar tipi halılar nevi şahsına münhasır halılardır .Desen ve renk kompozisyonu olarak hiçbir şekilde klasik Milas tipi halılara benzemez daha çok Isparta etkisi hakimdir. Milas’ta yerleşik Yahudiler tarafından ticari halı olarak ürettirildiği için desen kaygusu ön plana çıkmamıştır. Dokuma tekniği ve ip bükümü olarak Milas olduğu kolayca görülebilir bunun haricinde Milas’la bir benzerliği yoktur. Yörede dokunan halılara kıyasla da önemli bir üretimin olduğu söylenemez.

4.    Karaova Milas ve Megri tipi halılar : Bu halıların profesyonel boyacılar tarafından ayrı bir boyama tekniği ile boyandığı aşikardır. Güzel el eğirmesi ipler ,indigo boyaları,parlak diğer renkleri ile farkları hemen fark edilir. Karabağ gülü desenleri ile Fransız goblenlerinin etkisinde kaldığı hemen görülür bu etkinin jön Türk harekatı ile bağlantısını da görmemek mümkün değildir.  Türk burjuva ve aristokrat sınıfının gelişmeye başlaması ile birlikte 19.yüz yılın 2. Yarısından itibaren jön Türk harekatı ile birlikte sözü edilen sınıflarda 15. lui tarzı mobilya ve dekorasyon tarzına düşkünlük kendini hissettirmiştir. Bu akımın halıda öncülüğünü Isparta yöresinde dokunan halılar yapmış olmakla beraber,Karaova ve Megri tipi halılarda da kendini göstermiştir.

 

Not: günümüzden 30-40 sene evvel boyacı Manol daha sonra  Kulaksız ve boyacı Ali ustalar haftanın belirli günleri Karaovaya gelerek ücreti karşılığında halkın iplerini boyarmış. Özellikle Karaova Milaslarda ve Megri tipi halılarda görülen bu boyacı boyalarının hangi ünlü ustalar tarafından yapılmış olduğunu okuyucuya aktarmanın faydalı olacağını düşündük.

 

Daha alt detaylara geçmeden evvel burada pek çok araştırmacıyı çelişkiye düşüren bir duruma işaret etmek istiyoruz. Milas yöresindeki halıcılığın tarihini 200-300 sene arsında limitli bir zaman sürecine sıkıştıran uzmanlara aşağıdaki hatırlatmayı yapmadan da geçemeyeceğiz. Türk boyları ta orta Asya’dan kalkıp 11. Yüzyıldan itibaren İran,Ortadoğu,Mısır,Anadolu,Arap yarımadası gibi pek çok yörenin  tarihini değiştirecek  eylemlerde bulunuyorlar. Gittikleri yöreye kültürlerinin bir parçası olan halı dokumacılığını da götürüyorlar. Konya’da Selçuklular döneminde Türk halıcılığı altın bir devir yaşıyor. Nedenine gelince Konya Selçukluların başkenti. Bergama ,Uşak,Mucur ,Çanakkale yöresi de kolay ulaşılabilen yerler buralarda dokunan halılar daha çabuk piyasalarca tanınıyorlar. Muğla çok dağlık,Milasın çevre ile ulaşımı zor,ayrıca köşede kalmış bir coğrafya,bura ile ticari ilişkilerin geliştirilmesi kolay değil,hem de daha kolay yerler dururken Milasla ilişkileri geliştirmek için caba niye? Türk boyları Anadolu’ya girmiş Menteşe beyliğini kurmuş,kültürünü yöreye yerleştirmiş.17. Yüz yıla kadar uyumuş mu? Elbette değil yine halılarını yapmışlar günlük yaşamlarında bunu kullanmışlar ,ancak bu halılar ile piyasanın tanışması Transilvanya halıları denilen Milas yöresinde dokunmuş halılarla olmuştur. Yani sanatta bir devamlılık ilkesi vardır. Hiçbir sanat dalı birden bire bir yörede kendini göstermez veya birden bire yok olmaz. Bazı araştırmacılar yörede dokumacılığın birden bire günümüzden 300 sene evvel başladığını söylüyorlar ,biz buna katılmıyoruz. Yöreye halı dokumacılığı daha 1200 lü yılların başında girmişti ve yörede de kaldı,hiç kayıp olmadı. Ancak yöre korsan ve eşkıya yatağı olduğundan yöreye yerleşmek ve yöre ile ticareti sürdürmek son derece zordu. Yörük olan Türkmen boyları halıyı kendi ihtiyaçları için ve nadiren de hediye etmek veya trampa etmek için dokuyorlardı. Yörükler devamlı hareket halinde olduklarından bunlarla da ticari ilişkileri geliştirmek kolay olmuyordu. Bu durum 1700 lü yılların başına kadar sürdü. Ne zaman ki Tavaslıoğlu bu kar getirmeyen “ kuru ova “ dan bıkıp  asayişini sağlamakta zorlandığı bu korsan ve eşkıya yatağını  Hacı Hüseyin’in babasına hibe etti ,işte o zaman yörenin kaderi değişti. Hacı Hüseyin buralarda asayişi tesis ettiği gibi yörenin her türlü verimini de artırdı. Yöreye yerleşen Yörüklerin miktarı artınca da onlarla ticaret yapan yöredeki diğer yerleşik cemaatler yolu ile bu Türk boylarını yaptıkları halıların ünü dört bir yana dağıldığı gibi,üretim miktarı da arttığı için o günlerden günümüze kalan halı miktarı çoğaldı, günümüzden bakınca bu da bize meşhur Milas halılarının sanki o tarihlerde dokunmaya başladığı izlenimini verir. İşte bu yanıltıcı duruma düşmemek lazım. Diğer bir yanıltıcı nokta ise yoğun olarak halı dokunan bölgelerin Karaova ,Gökovaya bakan köyler ve Bodrum tarafına yakın köyler olmasına karşın ve günümüzde bu yörelerin idari olarak Bodrum ilçesine bağlı olmasına rağmen,  bölgede dokunan tüm halılara Milas ismi verilmesidir. Bu uygulamanın temelinde ise geçmişten günümüze bölgenin idari  ve ticari merkezinin Milas oluşundan kaynaklanmaktadır. Yani bölgede üretilen tüm halıların Milas kanalı ile toplanması ve bu isimle pazarlanmasından kaynaklanan bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Aslında bu durum günümüzde değişmiştir. Günümüzde Karaova ( Mumcular ) Milas halı ticaretinin merkezidir. Olması gereken de böyledir,yıllar önce de bu yörede üretilen Milas halılarının Milas havalisinde halı üretilen tüm yörelerin ürettikleri halı miktarından daha çok halı üretmesine rağmen dünya halı literatüründe Karaovanın isminin geçmesi gerekirken Milasın ismi geçmiştir.  Bu gerçeğin altını bir daha çizerek belirttikten sonra tekrar bıraktığımız konumuza dönersek.

 

Yukarıda belirtilen 4 gurup halının kendi içlerinde çeşitli versiyonları bulunmaktadır  . Elimizdeki imkanlar ölçüsünde her tipin çeşitli versiyonlarından bolca resim vermeye çalışacağız. Şimdi bu sınıfların içerisindeki versiyonlara bir göz atmadan önce bu 4 tip halını üretildiği yöreleri görelim.

 
 

[includes/bottom-milas.htm]


[includes/telif.htm]